AçınaAÇİNA
ZAMAN  UNUTMUŞ SİLMEYİ
Makale

ZAMAN UNUTMUŞ SİLMEYİ

ZAMAN
UNUTMUŞ SİLMEYİ 🌸



Kadıköy; rıhtımda sis,
Haydarpaşa'da derin bir tren sesi,
Parkamızın yakasında seksenlerin o sert, kirli, pis nefesi.
İblisin kanlı elleri...
Yokluk boy verirken kapı arkasında her gece,
Biz bir çayhanenin loşluğunda sığındık tek bir heceye.
Zaman darbeydi,
sokaklar yasaklı ve zifiri,
Dışarıda o kara, o keskin ayaz...
İçimizde ne ışık, ne bahar ne de yaz.
Ama korkusuzduk, çünkü sığındığımız tek liman gözlerimizdi;
Umudumuz bembeyaz.
Peşimizde bekçiler, ağzı salyalı itler,
Sürüp bizi sokak aralarına havlarken kör karanlıkta,
Sorgular, sualler, tehditler...
Biz yoksulduk,
İnandığımız kavgadan ve aşktan başka yoktu bir şeyimiz.
Gündüzlerden kesip geceye katardık.
Sevdik onurlu,seviştik ivedi, ivedi;
Rastgele eğreti yerlerde, ayrıntılara vaktimiz yoktu.
Seviştik bu enkazın ortasında,
Ayrıntılar lükstü.
Karanlıkları coşkumuzla,
o deli cesaretimizle ak eyledik.
Çağlayıp aktık durmadan,
Zamanın kurutamadığı pınarlar gibi;
Yıllarca hiç bulanmadık.
Göz göze geldiğimiz, ellerinin ilk ellerime değdiği
Issız yerler, sokaklar, sığınaklar arardık.
Unutmaya çalışma, yarım kalır;
Yüreğin, gülüşün, gidişin, yüzün...
Ne vakit unuttum desen daha çok hatırlar anarsın,
Yapışır hüzün.
Yarısı içimde kalmış bir masal,
Hangi köşe başı olsa o an'lar seni karşılar.
Zaman dediğin nedir ki, iki kapılı han?
Gözlerini kapatsan da yine görünen o can.
Tozlu raflarda saklı değil bu sevda;
Bazen bir vapur düdüğünde, bazen ıssız bir yolda,
Çoğu zaman bir bankta,
Bazen bir seyyarın sesinde...
Kırk yıl geçmiş üzerinden, ne çıkar?
Aynı nehir iki kez akmaz belki ama,
Aynı yürek hep aynı yangınla yanar.
Bak, kalbin hâlâ orada.
Sakın yorulma;
Bırak adını anmayı,
Giden gitmemiştir ki,
Anılar yazılı izi kalmış her yanda.
ZAMAN UNUTMUŞ SİLMEYİ.

Mustafa Tatlıtürk boZguN
5 Ekim 2026, İstanbul